bir ölüşe bedel değil oysa ki bu düşüş; yaşayarak bir ömürlük intiharı seçiş olsa gerek....

18/2/2008 - gaipten

Canımı emanet ettim jiletlere
İçimde "gitme" derken
Parmağını kapıya sıkıştıran bir çocuğun
Çığlıkları var
O bağırdıkça sığındım keskinliklerine
Sendeyse umursamaz kapı çarpışların
Eskimiş yüzsüzlüğü sabit


Sen bilemezsin evet
Çocukken gördüğün her şeyin
Aslında nasıl bir kandırmacadan ibaret olduğunu
Mesela sizin evin kapısı
Yumruklanmış olamaz kahverengi ruhlarca
Ya da inlemeleri duymamışsındır
Aşağı katlardan tek sana duyulan yıllarca


Seninleyken senin duyamadığın şarkılar çalıyor
Beraber geçtiğimiz sokaklarda
Sen bazen varsın ama çoğu zaman da yoksun
Sebepsiz yere duruyorsun yanımda
Dediğin gibi ruhsal rahatsızlık belirtileri
Bu gaibe ait dırdırların kafamda yarattığı boğmaca


Seni tüm bunları anlamadığın için hiç suçlamadım
Ya da sana neden sen benim gibi değilsin diye
Olur olmaz yerlerde sordum mu bir defa?
Beraber baktığımız yollarda aslında
Ben başı kesilen insanlar görürdüm
Ya da prangalar görürdüm açlıktan ölmeye yakın
Afrikalı çocuklar kaldırım kenarlarında


Canımı emanet ettim jiletlere
Bekledim ki fiziksel acılar belki unutturur ruhsal sancıları
Acelem de yoktu aslında bilir misin mazoşist yanlarımı
İçimdeki çocuğun parmağı koptu kapılarda sen çarpıp dururken
Aklına geldi mi acaba senin duymadığın çığlıkları birisi duymuş olmalı gaipten..

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/1/2008 - bildik sonlar

Ne hale gelmişiz seninle
Büyüdük ve eskidik
Kimse böyle olacağını söylememişti
Vur hadi her yer yıkılsın
Hesap mı boş ver
Sormam
İstersen sen ver cezamı
Savaş boyaların da hazır
Oyalanmam

 

Sevmedim diyebilirim
Ya da zamanla değiştim
Nefret ettiğim senden
Ve buna benzer bir çok yalan


Boş yere harcanmış kurşunlar
Bırak demem artık o silahını
Üstüm başım ölüm içinde artık
Kalamam bu halde


Her yerde saçılmış anılar
Bu evden sadece cesetler çıkar
Sevgilerin bile yaşamadığı bir yer
Bırak


Bak bana attığın
Bu tekmeler, mermiler
Kırılır dişlerimin arasında
Dilim porselen
Parçalanır ağzımda


Yollar göründü karşımda
Burda bırak silahını
Ben bilirim sonumu
Neler yapılacağını


Kimseye söyleme bunları
SOnra pişman olup ağlamanı istemem
Tek bildiğin renk kırmızıydı
Ve siyahı da öğrendin benden onca zaman
Sİyah kıyılar şehirler kırmızı
Sil desem renkleri defterinden
Kimi ne renge bürüdün
Nasıl tanırsın içinde


Bu gece gel sarıl
Tanış ölümle
Kimsenin aklına gelmezdim zaten
Annem sordu bir kaç kere
Nerdeydin, kimleyleydin
Kimin aklına gelirdim ki
Ne bilecekler katilimi


Vur hadi her yer yıkılsın
Sona boyansın tüm renkler
Beklediğim o kadar zaman
Nereye kadar gider
Şu yok renk yol
Bir dokunsan yanıyordu yıllar
Acısını bile duymazdım
Tozlarımı topla yataklardan
Dur gitme gibi bahanelerle
Ölümü erteleyemezdim ki


Çirkin bir kız açacak kapını
Ya da güzeldir benden kimin umrunda
Senin seçimin
Senin yaptıkların
Çok geç şimdi...
Başa dönmek için....

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/1/2008 - geri gönderme

geri gönderme

Kendisinden utanıyor
Kılıcı kırık bir şovalye karşında
Atını da öldürmüşler bir savaşta
Üzerine basarak yükseldiğin cesetler
Onun eseri
Soru sorma onlar hakkında
Korkar...
Gidelim mi diye sor mesela
Belki en iyisi böyledir
Cevap da vermesine izin verme
Sustur, hiç konuşmasın
En kocaman bakışlarınla kirlet gözlerini
Bırak önce kaçırsın bakışlarını
Alışacaktır zamanla buna
Sonra al elinden kırık kılıcı
Ve sil ellerindeki kanları
Onu nasıl iyi edebilirsin?
Bilmiyorum...
Öncelikle ceset kokmayan bir yere götür
Zırhının kestiği yerleri yala
Diline de bulaşsın o kan tadı
Tiksinme
İyileşecektir yaraları
Onu gün ışığına çıkart
Ama insanlar arasına terk etme
Kaybolabilir
Onun yanına geri gönderme onu
Orası artık geç
Bu cesetleri de ordan taşımış yanında
Senden yeni cesetler yaratmanı isteyecektir belki
Onu böyle alıştırmış yıllarca
Senden yeni bir kılıç yeni bir zırh bekleyecektir
Sen kendini ona kalkan etmişken oysa
Hayır şimdi dinle
Ona geçmişini unutturmalısın
Korkmamalı
Ve geçmişinden utanmamalı
Yeni savaşlar türeyecek meydanlarda
Ama o kırık kılıcıyla
Yeni cesetler arayacak kana alışık burnuyla
Değiştir onu
Nasıl bilmiyorum ama yapmalısın
Tut çıkart zırhını üstünden
Kırık kılıcını fırlat
Ve saati sor mesela
Şimdiden bahsetmek adına
Ama Onun yanına geri gönderme
Eğer oraya dönerse
Öldürecek onu kırık kılıcıyla hem de
Ve yaladığın yerler
Tekrar kanayacak
O da bu yaralardan korkacak yine
Ve ceset biriktirecek, ona armağan edecek, her şey dönecek yine tersine... 
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/1/2008 - benden sonra

Onarıp kanatlarımı
Süzüldüm de yeniden
Yokluğuna alıştım da
Seni diledim günlerden


Akan o yaşları yağmur saydım silmedim
Sen beni unuttun diye ben kimim bilemedim
Oyun sanıp yıktığın duvarlarımla çökerken
Bir pes edip sana sığınmadım, sözünü de etmedim


Sen benden sonra birini koydun mu yerime
Kokusuna uzanıp da devrildin mi geceye
Yastığına bıraktığım bir kaç damla yaşımı
Sildin mi soğumadan başka başka tenlere
Delip delip geçen kordan mil iki siyah gözünü
Dİktin mi ölüm gecesi başka korkak yüzlere


Bıktım üstüme yapışan
Bu günahkar kılıftan
Evet belki haklısın
Arabesk oldum yokluğundan


Günler geçti belki
Ben düne yetişemezken
Sen kimlere yarınlarda
Dokunuyordun teninden


Sen benden sonra acıttın mı başkasını
Ellerini tutup da gezdirdin mi sokakları
Huzuru kaçmış sahilin gri üzgün martısını
Beraber başkasıyla odandan sevdin mi en acısı
Uyanıp soğuk şehrin gri sabahlarında
Üstünde başka kokular, tenler sinmiş yatağına
El salladın mı giderken gözün yaşlı başkasına da...
 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

31/12/2007 - kusabilir miyim?

Kusabilir miyim sırça saraylarına?
Biliyorsun

Beylik sözlerin zamanı çoktan geçti

Ve ben artık gün aşırı şiirler yazamıyorum

Cümlelerim artık yersiz yüzüne karşı

Kışlar süpürüyor yine isli sokaklarımı

Ben yine yok yere ağlar oldum son zamanlarda

Kısır döngüye kapıldım ilaçları bırakalı...

 

Kusabilir miyim sırça saraylarına?
Çok kirler birikti içimde, cümlelerle mümkün değil anlatmak

Artık umursamıyorum ki zaten çizilen cam yüzeylerini

Yıllar önce kırıldı zaten camlar

Senin de ellerinde izleri kalmıştır belki...

Elinin tam üstünden bak, hatırlarsın kesiklerin en derinini

Sırça saraylar yıkılıyor başımıza

Sen en kuytu yalnızlığında sakla yine kendini...

 

Kusabilir miyim sırça saraylarına?

Yeni yıl hediyem olur, gülümsersin belki manzaraya bakınca

Zaman desen tükenmiş bak hızla, önüne geçemedim bir türlü

Duygularımı da yazın denize atmıştım, şimdi baktım, bulamadım....

Seni anlamak ya da anlatmak da istemiyorum zaten

Ya da yerli yersiz bahsetmek kendime ait bir şeylerden

Dediğin gibi aynen o kadar çok üzüldüm ki eskiden

Üzülemiyorum artık ya da pişmanlık yok yaptığım şeylerden

 

Kusabilir miyim sırça saraylarına?
Özenle dikkat edip sarıp sarmaladığım o narin duvarlarına.

Kurşun delikleri yakışır belki en büyük pencerelerine

Yaşlarının bana el salladığı o pis bulanık sahilde

Hatırlamak istemediğimden midir bilinmez

Geçmişimi silmişim seninle birlikte

Artık umrumda değilsin sanırım

Ve bunalım sınırlarını zorlarken ben odalarda

Yavaş ama tüm gücüyle zamanı geliyor ayrılığın

Bencilliğinle kurduğun krallığı yıkacağım ilk defa

Ve felsefi cümlelerimden fazlalarını göreceksin

Kusacağım o sırça sarayına...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

toski02
gizem18
draco
devilish
... melekçik...
gurunms
depresifprenses
nevermore
sarimelek
coskuluangel
depresiphmelankoli
ruhsalspazm