31/12/2007 - kusabilir miyim?
Kusabilir miyim sırça saraylarına? Biliyorsun
Beylik sözlerin zamanı çoktan geçti
Ve ben artık gün aşırı şiirler yazamıyorum
Cümlelerim artık yersiz yüzüne karşı
Kışlar süpürüyor yine isli sokaklarımı
Ben yine yok yere ağlar oldum son zamanlarda
Kısır döngüye kapıldım ilaçları bırakalı...
Kusabilir miyim sırça saraylarına? Çok kirler birikti içimde, cümlelerle mümkün değil anlatmak
Artık umursamıyorum ki zaten çizilen cam yüzeylerini
Yıllar önce kırıldı zaten camlar
Senin de ellerinde izleri kalmıştır belki...
Elinin tam üstünden bak, hatırlarsın kesiklerin en derinini
Sırça saraylar yıkılıyor başımıza
Sen en kuytu yalnızlığında sakla yine kendini...
Kusabilir miyim sırça saraylarına?
Yeni yıl hediyem olur, gülümsersin belki manzaraya bakınca
Zaman desen tükenmiş bak hızla, önüne geçemedim bir türlü
Duygularımı da yazın denize atmıştım, şimdi baktım, bulamadım....
Seni anlamak ya da anlatmak da istemiyorum zaten
Ya da yerli yersiz bahsetmek kendime ait bir şeylerden
Dediğin gibi aynen o kadar çok üzüldüm ki eskiden
Üzülemiyorum artık ya da pişmanlık yok yaptığım şeylerden
Kusabilir miyim sırça saraylarına? Özenle dikkat edip sarıp sarmaladığım o narin duvarlarına.
Kurşun delikleri yakışır belki en büyük pencerelerine
Yaşlarının bana el salladığı o pis bulanık sahilde
Hatırlamak istemediğimden midir bilinmez
Geçmişimi silmişim seninle birlikte
Artık umrumda değilsin sanırım
Ve bunalım sınırlarını zorlarken ben odalarda
Yavaş ama tüm gücüyle zamanı geliyor ayrılığın
Bencilliğinle kurduğun krallığı yıkacağım ilk defa
Ve felsefi cümlelerimden fazlalarını göreceksin
Kusacağım o sırça sarayına...
|